Resepsiyon
Temel Londra’da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.’ ulan’ diyor
- Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mi acaba?
Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor….
- Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar
- Bana bir raki……’yok’ diyor ‘böyle de anlarlar’
- Bana bir bira….Tamam diyor böyle iyi anlamazlar……Ve
aşağıya iniyor Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor.
-Barmen bana bir bira.
Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen Laz misin?
Temel:
- Uuuy nasıl anladın diyor;
- Çünkü burası resepsiyon, bar karşıda.
Acele Etmeyin
Alican çok terbiyesiz bir çocukmus. Bir gün annesinin misafirleri konken
oynamaya geleceklermis.Oglunun yanlis hareketlerde bulunacagindan korkan annesi misafirlere Alican terbiyesiz bir laf ederse kalkip gidiyormus
gibi yapin belki utanir demis.Misafirler tamam deyip oyuna basladiklari
sirada Alican içeri firlayarak”Anne anne limana bir gemi yanasti içinde
bir sürü abaza denizci var,etrafta kari ariyorlar demis Bunun üzerine
kadinlar ayaga kalkip gidermis gibi yapmislar. Bu sirada Alican atılmış “Oturun oturun daha birhafta buradalar “
Çim Biçme
Supermarkete bir eleman aranmaktadir. Elemanin super tezgahtarlik bilgisine sahip olmasi on kosullardan biridir. Bunun icin her gelen
adaya bir de uygulama yaptirilarak performansina bakilmaktadir. Bir gun iceri bir aday daha girer ve ise talip oldugunu soyler.Bunun uzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri gelerek sinamak icin,
“Evlat simdi beni iyi izle” der. Ilk gelen musteri
“Bir paket cim tohumu istiyorum”der.
Bunun uzerine tezgahtar yesil, sari, uzun, kisa, cabuk buyuyen, kalin,ince bir suru cesit cim tohumunu ballandira ballandir anlatir ve adam sonunda “Bana yesil ve ince olanindan bir paket lutfen”der ve tam parayi odeyip cikacak bizim kurt tezgahtar,
“Beyefendi bir dakika. Size bir de cim bicme makinesi verelim” diyerek soze girer ve onlarca cesit cim bicme makinesini avantajlarini, odeme kolayliklarini,bir daha boyle bir firsat bulamayacaginı adama gene ballandira ballandira anlatir ve sonunda adam cim bicme makinesini de alarak magazadan ayrilir.
Bizim kurt “Hadi evlat bi de seni gorelim”der ve evlat tezgaha gecer. Yeni gelen bay musteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman
bayagi atesli bir sekilde orkid cesitlerini, renkleri kalinliklarini vs. vs. bizim kurt tezgahtardan hicte assagi kalmayacak bicimde anlatir. Musteri en sonunda bilmemne renkte orkidden bir duzine kadar alir. Parayi odeyip cikacakken bizim aday,
“Beyefendi size bir de cim bicme makinesi satalim” der. Adam,
“Hoppalaaa, niye ki?” diye sorunca bizimki,
“Beyefendi hafta sonu bi iş yapamiyacaksiniz, bari cimleri bicin !”
Tercih
İki mühendislik öğrencisi kampus içerisinde yürürken biri diğerine sorar, “Bu muhteşem bisikleti de nereden buldun ?” Diğeri cevap verir, “Dün tek başıma dolaşırken bir yandan da okulu bitirince ne iş yapacağımı düşünüyordum. Birden bu bisikletin üzerinde nefis bir kız geldi ve yanımda durdu. Bisikleti çimenlerin üzerine bıraktı ve üzerindeki bütün giysileri çıkarttı. Sonra da bana “Hangisini istiyorsan al” dedi.” Diğer öğrenci arkadaşını doğrularcasına başını sallayarak, “İyi seçim yapmışsın, elbiseler belki sana uymayabilirdi”.
Daire
Bir gün adamın biri tele kızın birisi ile beş yüz dolara anlaşırlar. Ve geceyi beraber geçirirler. Ancak sabah olup sıra parayı ödemeye gelince, adam cebinde yeteri kadar para olmadığını anlar. Tele kıza parası olmadığını, işyerine vardıktan sonra parayı zarfla göndereceğini söyler. Kız da kabul eder. Adam zarfın üzerine daire kirası yazacağını söyler. Adam işyerine vardıktan sonra parayı hazırlarken aslında gecenin o kadar da iyi geçmediğini, beklediği kadarda eğlenmediğini düşünür. Ve kadına beşyüz dolar yerine ikiyüzelli dolar göndermeye karar verir. Zarfın üzerine daire kirası olduğunu belirttikten sonra içine de şöyle bir not iliştirir.
-Hanımefendi size beşyüz yerine ikiyüzelli dolar yolluyorum. Çünkü ben; Dairenizin daha önce hiç kullanılmamış oldugunu düşünmüştüm, ve dairenizin daha küçük olduğunu sanıyordum… Ayrıca dairenizin ısıtma sistemini de hiç beğenmedim. Daha sıcak olmasını bekliyordum” der. Ve zarfı kurye ile yollar. Kadın zarfı açtığında paranın eksik olduğunu ve yanına bir not iliştirilmiş olduğunu görür. Notu okuduğunda hemen cevap olarak şunu yazar.
-Beyefendi böylesi güzel bir dairenin daha önce kullanılmamış olabileceğini nasil düşünürsünüz,
-Aslında daire hiç de büyük değil. Sizin dairenin içini dolduracak kadar eşyanız olmadığı için size büyük gözükmüş olabilir. Ayrıca ısıtma sistemi de iyidir ancak siz ateşlemeyi beceremediyseniz ben ne yapabilirim.
Papaz İle Zangoç
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
“Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?”
Zangoç’ta derin bir sessizlik…
lyice köpürmüş Papaz:
“Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?”
“Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!”
Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun…” Zangoç bıyık atından gülmüş; “İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız…” Yer değiştirmişler.
Bu kez Zangoç seslenmiş:
“Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?” Papaz kendi kendine söylenmiş:
“Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.”
Ben De Pederim Ama
Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara ‘Father-Peder-Baba’ derler. Komünist rejim zamanında Rusya’dan zar zor kaçıp New York’a yeni gelen Salamon, metro’da bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş
‘Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?’
Papaz ‘Çünkü ben bir pederim’ demiş.
Salamon ‘Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil.
Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?’ diye yine sormuş.
Papaz biraz düşünmüş ve ‘Beyim ben bir çok insanın pederiyim’ demiş.
Salamon ‘Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam ters değil’ diye cevap vermiş.
Papaz ‘Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım’ deyince Salamon gülmüş ve
‘Beyim’ demiş ‘Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters giyerdim’
Vaaz
Papazın biri vaaz verecekmiş ama çok heyecanlanıyormuş. Gitmiş baş papaza, papaz efendi ben vaaz vereceyim ama çok heyecanlanıyorum demiş.Papaz,o zaman git biraz şarap iç heyecanın geçer demiş. Adam,şarabı içmiş sonrada vaazı vermiş. Vaazdan sonra gitmiş papaza,demiş nasıldı papaz efendi beğendiniz mi? Papaz , “Güzeldi yavrum ama bazı hataların var.”
1)Merdivenden yürüyerek ineceksin tırabzandan kaymayacaksın.
2)Duaların sonunda oleeeey değil, Amin diyeceksin.
3)En önemlisi de İsa Tanrı’nın oğlu sütçünün çocuğu değil.
Devletin Ayak Bastığı Yer
Vali köylerden birisine gezmeye gitmis.Köye valinin geldigini duyan
Mehmet dayi acele köy meydanina kosarak gelir. IYI BIR TEMANNAH ÇEKTIKTEN SONRA sayin valim ne olur bizim eve gidelim der.Valiyi zorla eve götürür.Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim yukariya çikalim der valiyi dama çikarir baslar dolastirmaya vali merakla sorar beni niçin dolastiriyorsun diye.Sayin Valim der köylü devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yagmurda akiyor bundansonra insallah akmayacak der!
Başkanlar
ABD Başkanı Bill Clinton, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, bir gün, bir toplantıda bir araya gelmişler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce Clinton’a sormuşlar:
“ABD’de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?” Cevap vermiş Clinton:
“Valla ben, 2 bin dolar veririm. Bin doları ile geçinirler… Geri kalan bin doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam!”
Gazeteci, aynı soruyu Blair’e de sormuş… O da cevap vermiş: “Ben, memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli. Artan bin sterlini ne yapar, nerede harcarlar, beni hiç ilgilendirmez!”
Her ikisinden bu cevapları alan gazeteci, bu defa da Ecevit’e sormuş aynı soruyu:
“Türkiye’de bir memurun geçim standardı nedir? Kaç para ile geçinebilirler? Siz kaç para veriyorsunuz?”
Ecevit ne dese beğenirsiniz?
“Valla, Türkiye’de bir memurun geçinebilmesi için en az 300 milyon lira lâzım. Ama ben 150 milyon lira veriyorum!.. Geri kalan 150 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler beni hiç ilgilendirmiyor!”
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Temmuz 2008 (902)
- Haziran 2008 (942)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS