El Bombası
Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının cinsel organları kopmuş. Sebebini soranlara Temel anlatıyor:
- “El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi, piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş, öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz…Bummm!!”
Kamuflaj
Askerde kamuflaj yarışması var… Herkes çuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor… Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı….
İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar…
En son çuvala vuruyor ses yok… Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok… Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin…
Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: “Patateeeeeees”
Kereste Ölçü Uzmanı
Birliğin teftişi bitmiş, sıra erlerin genel kültür bilgilerini değerlendirmeye gelmişti. Mesafe tahmini, ölçü, ölçü birimleri soruluyordu. Teftiş komutanı, Bolulu bir ere sordu:
-Benim boyum tahminen kaç santimdir?
-Tıpa tıp 180 cm komutanım.
Komutan, doğruluğunu görünce, erin karşısındaki subayların da boylarının ne kadar olduğunu sorar, hayret bir şekilde hepsi doğru çıkar.
Durumu izleyen general, merakını yenemez, o da sorar. Er cevaplar:
-Sayın Generalim, sizin de boyunuz 185 cm’dir.
General, kendi boyunu da tıpa tıp bildiğini görünce tekrar sorar:
-Sen, hiç yanılmadın. Nasıl tahmin ediyorsun?
-Generalim, ben kereste uzmanıyım da. Sivilken, Bolu’daki kereste fabrikasında kesilen bütün keresteleri uzunluğuna göre ben tasnif ederdim…
Başçavuş Albayı
Albay, binbaşıya :
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
Binbaşı, yüzbaşıya :
-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
Yüzbaşı, teğmene :
-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
Teğmen, başçavuşa :
-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
Basçavuş, askere :
-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.
Askerler kendi aralarında :
-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış
Neresinden
Kore’de Türk Tugayından iki Anadolu’lu asker biraz gezmek için firar ederler.Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar :
-Hani sizin izin kağıtlarınız?…
Erler subayı atlatırız umuduyla :
-Biz Amerikalıyız…diye cevap verirler.Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez :
-Amerika’nın neresindensiniz? diye sorunca :
-İçindenuk kumandanım!…diye yanıt verirler.
Kızılderili Avı
Temel ve Idris issiz gucsuz,agizlari aclikdan kokar bir sekilde gezerlerken bir kahveye girer ve otururlar ve konusmaya baslarlar;para yok pul ne bok yiyecegiz diye.Gaezetede is ilanlarina bakarken gozlerine bir reklam ilisir ve okurlar.Ilanda bir kizildereli kafasi getirene 1000$ veriliyor.Temel hemen atilir
-”Kalk Idris Amerikaya gidiyoruz.”
Bunlar Amerikaya varirlar.Ara tara haftalarca bir tane bile kizildereli ulamazlar.Yorgunlukdan bitkin bir sekilde bir agacin altina oturur ve uyumaya baslarlar.Temel gozunu bir acar birde ne gorsun binlerce kizildereli oklarini onlara dogru cevirmis bekliyorlar.Temel hemen Idrisi
uyandirir ve
-”Ula Idris kalk kalk paranin mina koyduk”.
Borozançıbaşı
Askerlik yapan Temel bankadan para çekecek, kimliği yok, alamıyor. Bir asker arkadaşını getirmesini,kimliğini ispatlamasını önermişler.
-Mümçün değil.
-Neden?
Pen porozancibaşiyim. Hersabah beşde, her akşam da en güsel dizilerin tam ortasında ottururum aleti..
Kahraman Er
Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
– Söyle bakalım nerdensin ?
– Maraş’lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
– bir daha söyle bakalım nerdensin ?
– Maraş’lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
– ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
– Kahramanmaraş’lıyım komutanım..
– Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
– Oğlum sen nerelisin ?
– Kahramansinop’luyum komutanım !
Ezik Mehmet
Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup bir karar alırlar. Bir daha saf asker Mehmet’e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet’e açıklarlar. Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tek tek sorar:
- “Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi?”
- “Evet.”
- “Sen Osman, benim sigaralarımdan otlanmayacaksın değil mi?”
- “Otlanmayacağım.”
- “Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi?”
- “Yıkattırmayacağım.”
Herkesten gerekli yanıtı alan Mehmet:
- “İyi, ben de bundan sonra karavanaların içine işemiyeceğim..”
Albaşı
Çavuşluk sınavında bütün sorulara iyi kötü cevap veren Recep’e, albay da bir soru sormak ister:
-Oğlum, rütbeleri asttan üste doğru bir saysana?
Cevap hemen gelir:
-Onbaşı, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı, albaşı…
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Temmuz 2008 (902)
- Haziran 2008 (942)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS