Enayi Değilim
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktğında arabasını akordeona
dönmüş bir halde bulur.
Cam sileceğinin altında bir kağıtt vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla
karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi karıstırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım.
Arabanızda gördüğünüz gibi çok büyük hasar var. Olayı gören kimseler de
şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu
kağıda adımı ve adresimi yazdığmı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o
kadar enayi değilim!
Çok Kolay
Ünlü bir bilim adamı özel otomobiyle konferans vermeye giderken, uzun yıllardır onunla çalışan şoförü sıkılarak bir teklifte bulunur:
-Sizin konferanslarınızı dinleye dinleye virgülüne kadar ezberledim efendim. Ne olur izin verin, bu konferansı sizin yerinize ben vereyim.
Bilim adamı öneriyi kabul eder. Şoför, arka koltuğa geçer. Bilim adamı, şoförün şapkasını giyip öne oturur. Konferansın verileceği salona varırlar. Şoför, kürsüye çıkar, hiç teklemeden çok güzel bir konuşma yapar ve sorar:
-Sorusu olan var mı?
Ülkenin ciddi bilim adamlarından biri oldukça zor bir soru sorar.. Şoför hiç tereddüt etmeden şöyle der:
-Çok kolay bir sru bu, şoförüm bile bilir. Gidip çağırayım, sizin sorunuzu o yanıtlasın…
Mumya
Bir gun Misir’da bir mumya bulunur ve bunun kac tarihine ait oldugu ogrenilmek icin Amerika, Ingiltere ve Turkiye’den uzmanlar istenir. Tabii ki Turkiye’den emniyet gorevlileri gider. Neyse Ilk Amerikalilar baslarlar. 3-5 saat sonra cikarlar ve olsa olsa 300-600 senelerine aittir derler.Ingilizler girerler. Bir kac gun sonra cikarlar ve olsa olsa 300-420 arasidir derler. Nihayet sira Turkiye’den giden emniyet gorevlilerine gelir ve iceri girerler. Girerler girmesinede, aradan 10 gun gectigi halde hala disari cikmazlar. Nihayet 15. gun cikarlar ve merakla gozlerinin icine bakan Misirli bilginlere tam tamina 427 derler.Tabiiki herkes sasar bu ise ve nasil olur yahu derler. Bizimkiler gayet ciddi,
- “Biraz zor oldu amma, sonunda dili cozuldu keratanın ..”
Lokanta
Lokantaya giden iki adam yemekleri beğenmezler ve garsonu çağırırlar ve “Patronun nerede, bu yemekleri hiç beğenmedik” derler. Garson da “Şu anda yan lokantada yemek yiyor” demiş…
Kanarya
Süleyman Nazif’te bir aralık bir kuş merakıdır başlamıştı. Hindistan’dan hediye edilen bir kanaryaya karşı büyük bir ihtimam gösteriyor, kafesini temizliyor, ala yemler buluyor, hergün kafese yeni bir süs ilave ediyordu.
Cenap Şahabeddin, birgün kendisini ziyarete gelmişti. Üstadı yine kafesi temizlrken buldu. Bir yaz günüydü, bütün pencereler açıktı. Süleyman Nazif, hem konuşur, hem de meşgul olurken kafesin kapısını açık bulan kanarya, birden bire fırladı, pencereden uçup gitti.
Şaşkına dönen Nazif, bön bön etrafına bakınırken, Cenap Şahabettin, sürekli bir şekilde kahkalarla gülmeye başladı. Birden tepesi atan Nazif:
-Bu kadar gülünecek ne var Cenap!!!
-Bu bir gidiş ki, anın ihtimali avdeti yok! Kuş uçup gittikten sonra ister gül, ister ağla!…
Türk Cehennemi
Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail “Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?” diye sorar. “Fark nedir?” diye sorarlar. Azrail “Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz” der. Üç tanesi “biz Türk doğduk, Türk ölürüz” der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: “Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?” “Oğlum oğlum” derler “Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!”
Alacaklı
İstanbulun eski devirlerinde azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl olduysa müslüman bir tüccardan borç alır ve bir türlü ödemez. Haftaya, yok öbür haftaya derken bizimkini oyalayıp durur, sonunda bizimki Jacob Efendinin kapıya dayanır borcunu ödemesini ister. Öderdin ödemezdin derken bizimkinin kafası bozulur açık pencereden uzatır Jacobun kafayı dışari, geçer arkaya başlar bi güzel düzmeye.
O sırada pencereden öğle namazı için salına salına camiye giden imami gören Jacob efendi eli yüzü kan ter içinde, telaşla bağırır imama
-İmam efendiiiii, acele edesin be bre, öğle namazi vakti geçmek uzeredir. Okuyasin hemen su ezani.
İmam kaldırır kafayı pencereden kafası görünen Jacob Efendiye seslenir.
- Yahu Jacob Efendi, sana ne bizim ezan vaktinden. Müslüman olmadığına göre sana ne ezan vaktinden ?
Jacob efendi zar zor cevap verir:
-Öyle demeyesin be imam efendi, bizim de vardir icimizde bir parcacik muslumanlik !!!
Aklınızda Bulunsun
Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan
ehliyet ruhsat istemis. Adam da “Yanimda yok, arkadasin evinde
iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam
lazım” demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat yok…Gitmis komiserine durumu anlatmis…
Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser sasirmis tabiii…
Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok…
Sasirmis tabi..
“Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda
olmadigini soyledi” demis.
Bizim uyanik donmus komisere..
“Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta
gectigimi filan da soyleyebilir”
Amerikalılara Uyarılar
Bunlar, cesitli urunlerin uzerindeki kullanma talimatlarindan alinmis cumleler ve espri olsun diye degil, ciddi ciddi yazilmis.
Saç kurutma makinesinin uzerindeki talimat: “Uyurken kullanmayin”..
Kizarmis patates torbasinin üzerinde: “Kazanan siz olabilirsiniz.. Üstelik, satin almaniz da sart degil.. Ayrintili bilgi torbanin içinde”..
Dial sabunlarinin kutusunda: “Kullanim sekli: Normal sabun gibi”..
DonmuŞ yemek kutusunda: “Öneri: Buzunu çözün”..
Otellerde verilen dus basliginin kutusunda “Icine bir tek baş sığar.”
Marks/ Spencer’e ait bir puding kutusunda:
“Atesin üzerine koyarsaniz isinir.”
Bir uyku ilacinin uzerinde.. “Uyuklamaya sebep olabilir.”
Roventa ütü kutusunda: “Giysilerinizi uzerinizde utulemeyin”..
Ingiltere’nin unlu eczane zinciri Boots’un cocuklar icin hazirladigi oksuruk surubu kutusunda: “Icince Araba kullanmayin”..
Çin mali Noel agaci ışıklı süslemelerinde:
“Sadece iceride ve disarida kullanilabilir”..
Japon mali mutfak robotunun uzerinde: “Baska amacla kullanilmaz.”
Findik paketinin uzerinde: “Dikkat: Icinde findik var.”
American Airlines Sirketi’ne ait fistik paketinin uzerinde:
“Talimat: Paketi acin, fistiklari yiyin..”
Bir elektrikli testerenin üzerinde:
“Çalışırken elinizle durdurmaya tesebbüs etmeyin”
Güzellik
Meliha, komşusu Zülbiye’ye:
– Sabah sana uğradım, dedi. Evde yoktun.
– Güzellik salonundaydım Melihacım.
Meliha, Zülbiye’nin yüzünü dikkatle inceledikten sonra dudak büktü:
– Demek bu kadar bekledim, hala sıra gelmedi.
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Temmuz 2008 (902)
- Haziran 2008 (942)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS