Komik Fıkralar

Güldüren Komik Fıkralar

Enayi Değilim

Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktğında arabasını akordeona

dönmüş bir halde bulur.

Cam sileceğinin altında bir kağıtt vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla

karşılaşır :

-Ön vitesle geri vitesi karıstırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım.

Arabanızda gördüğünüz gibi çok büyük hasar var. Olayı gören kimseler de

şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu

kağıda adımı ve adresimi yazdığmı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o

kadar enayi değilim!

Temmuz 13, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | | Henüz Yorum Yok

Çok Kolay

Ünlü bir bilim adamı özel otomobiyle konferans vermeye giderken, uzun yıllardır onunla çalışan şoförü sıkılarak bir teklifte bulunur:

-Sizin konferanslarınızı dinleye dinleye virgülüne kadar ezberledim efendim. Ne olur izin verin, bu konferansı sizin yerinize ben vereyim.

Bilim adamı öneriyi kabul eder. Şoför, arka koltuğa geçer. Bilim adamı, şoförün şapkasını giyip öne oturur. Konferansın verileceği salona varırlar. Şoför, kürsüye çıkar, hiç teklemeden çok güzel bir konuşma yapar ve sorar:

-Sorusu olan var mı?

Ülkenin ciddi bilim adamlarından biri oldukça zor bir soru sorar.. Şoför hiç tereddüt etmeden şöyle der:

-Çok kolay bir sru bu, şoförüm bile bilir. Gidip çağırayım, sizin sorunuzu o yanıtlasın…

Temmuz 12, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | | Henüz Yorum Yok

Mumya

Bir gun Misir’da bir mumya bulunur ve bunun kac tarihine ait oldugu ogrenilmek icin Amerika, Ingiltere ve Turkiye’den uzmanlar istenir. Tabii ki Turkiye’den emniyet gorevlileri gider. Neyse Ilk Amerikalilar baslarlar. 3-5 saat sonra cikarlar ve olsa olsa 300-600 senelerine aittir derler.Ingilizler girerler. Bir kac gun sonra cikarlar ve olsa olsa 300-420 arasidir derler. Nihayet sira Turkiye’den giden emniyet gorevlilerine gelir ve iceri girerler. Girerler girmesinede, aradan 10 gun gectigi halde hala disari cikmazlar. Nihayet 15. gun cikarlar ve merakla gozlerinin icine bakan Misirli bilginlere tam tamina 427 derler.Tabiiki herkes sasar bu ise ve nasil olur yahu derler. Bizimkiler gayet ciddi,

- “Biraz zor oldu amma, sonunda dili cozuldu keratanın ..”

Temmuz 12, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | , , , | Henüz Yorum Yok

Lokanta

Lokantaya giden iki adam yemekleri beğenmezler ve garsonu çağırırlar ve “Patronun nerede, bu yemekleri hiç beğenmedik” derler. Garson da “Şu anda yan lokantada yemek yiyor” demiş…

Temmuz 11, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | | Henüz Yorum Yok

Kanarya

Süleyman Nazif’te bir aralık bir kuş merakıdır başlamıştı. Hindistan’dan hediye edilen bir kanaryaya karşı büyük bir ihtimam gösteriyor, kafesini temizliyor, ala yemler buluyor, hergün kafese yeni bir süs ilave ediyordu.

Cenap Şahabeddin, birgün kendisini ziyarete gelmişti. Üstadı yine kafesi temizlrken buldu. Bir yaz günüydü, bütün pencereler açıktı. Süleyman Nazif, hem konuşur, hem de meşgul olurken kafesin kapısını açık bulan kanarya, birden bire fırladı, pencereden uçup gitti.

Şaşkına dönen Nazif, bön bön etrafına bakınırken, Cenap Şahabettin, sürekli bir şekilde kahkalarla gülmeye başladı. Birden tepesi atan Nazif:

-Bu kadar gülünecek ne var Cenap!!!

-Bu bir gidiş ki, anın ihtimali avdeti yok! Kuş uçup gittikten sonra ister gül, ister ağla!…

Temmuz 11, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | , , | Henüz Yorum Yok

Türk Cehennemi

Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail “Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?” diye sorar. “Fark nedir?” diye sorarlar. Azrail “Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz” der. Üç tanesi “biz Türk doğduk, Türk ölürüz” der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: “Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?” “Oğlum oğlum” derler “Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!”

Temmuz 11, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | | Henüz Yorum Yok

Alacaklı

İstanbulun eski devirlerinde azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl olduysa müslüman bir tüccardan borç alır ve bir türlü ödemez. Haftaya, yok öbür haftaya derken bizimkini oyalayıp durur, sonunda bizimki Jacob Efendinin kapıya dayanır borcunu ödemesini ister. Öderdin ödemezdin derken bizimkinin kafası bozulur açık pencereden uzatır Jacobun kafayı dışari, geçer arkaya başlar bi güzel düzmeye.

O sırada pencereden öğle namazı için salına salına camiye giden imami gören Jacob efendi eli yüzü kan ter içinde, telaşla bağırır imama

-İmam efendiiiii, acele edesin be bre, öğle namazi vakti geçmek uzeredir. Okuyasin hemen su ezani.

İmam kaldırır kafayı pencereden kafası görünen Jacob Efendiye seslenir.

- Yahu Jacob Efendi, sana ne bizim ezan vaktinden. Müslüman olmadığına göre sana ne ezan vaktinden ?

Jacob efendi zar zor cevap verir:

-Öyle demeyesin be imam efendi, bizim de vardir icimizde bir parcacik muslumanlik !!!

Temmuz 11, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | | Henüz Yorum Yok

Aklınızda Bulunsun

Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan

ehliyet ruhsat istemis. Adam da “Yanimda yok, arkadasin evinde

iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam

lazım” demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat yok…Gitmis komiserine durumu anlatmis…

Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser sasirmis tabiii…

Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok…

Sasirmis tabi..

“Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda

olmadigini soyledi” demis.

Bizim uyanik donmus komisere..

“Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta

gectigimi filan da soyleyebilir”

Temmuz 11, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | | Henüz Yorum Yok

Amerikalılara Uyarılar

Bunlar, cesitli urunlerin uzerindeki kullanma talimatlarindan alinmis cumleler ve espri olsun diye degil, ciddi ciddi yazilmis.

Saç kurutma makinesinin uzerindeki talimat: “Uyurken kullanmayin”..

Kizarmis patates torbasinin üzerinde: “Kazanan siz olabilirsiniz.. Üstelik, satin almaniz da sart degil.. Ayrintili bilgi torbanin içinde”..

Dial sabunlarinin kutusunda: “Kullanim sekli: Normal sabun gibi”..

DonmuŞ yemek kutusunda: “Öneri: Buzunu çözün”..

Otellerde verilen dus basliginin kutusunda “Icine bir tek baş sığar.”

Marks/ Spencer’e ait bir puding kutusunda:
“Atesin üzerine koyarsaniz isinir.”

Bir uyku ilacinin uzerinde.. “Uyuklamaya sebep olabilir.”

Roventa ütü kutusunda: “Giysilerinizi uzerinizde utulemeyin”..

Ingiltere’nin unlu eczane zinciri Boots’un cocuklar icin hazirladigi oksuruk surubu kutusunda: “Icince Araba kullanmayin”..

Çin mali Noel agaci ışıklı süslemelerinde:
“Sadece iceride ve disarida kullanilabilir”..

Japon mali mutfak robotunun uzerinde: “Baska amacla kullanilmaz.”

Findik paketinin uzerinde: “Dikkat: Icinde findik var.”

American Airlines Sirketi’ne ait fistik paketinin uzerinde:
“Talimat: Paketi acin, fistiklari yiyin..”

Bir elektrikli testerenin üzerinde:
“Çalışırken elinizle durdurmaya tesebbüs etmeyin”

Temmuz 10, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | , , | Henüz Yorum Yok

Güzellik

Meliha, komşusu Zülbiye’ye:
– Sabah sana uğradım, dedi. Evde yoktun.
– Güzellik salonundaydım Melihacım.
Meliha, Zülbiye’nin yüzünü dikkatle inceledikten sonra dudak büktü:
– Demek bu kadar bekledim, hala sıra gelmedi.

Temmuz 10, 2008 Yazan: fikralarim | Diğer Fıkralar | | Henüz Yorum Yok