Muhteşem Düğün
Kanuni Sultan Süleyman, büyük ve muhteşem bir sünnet düğünü yapmıştı. Bu düğün uzun müddet dillere destan oldu. Bundan evvel de veziri İbrahim Paşa, evlenmesi münasebetle büyük bir düğün yapmış ve Kanuni’yi davet etmişti… Birgün Sultan Süleyman, Paşa’ya “Paşa! Senin düğünün mü, benim düğünüm mü daha muhteşem oldu?” diye sordu. Paşa “Benim düğünüm” diye cevap verdi.
Sultan Süleyman üzülerek ve hiddetlenerek sordu:
-Neden?
-Zira efendim, benim düğünüme dünyanın en büyük padişahı geldi. Sizin düğününüze ise böyle bir kimse gelmedi…
Sana Koysunlar!
Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş:
“Hımmm!… Çok güzelmiş, ne kattın buna?”
Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış:
“Sana koydum efendim!”
Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş:
“Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar!…”
Aptal Milletvekili
Birgün bir amerikalı milletvekilini bir odaya almışlar ve sormuşlar:
‘-karınmı yoksa devletinmi.’
amerikalı düşünmeden cevaplamış:
‘-devletim.’
ordakiler:
‘-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.’
adam sıkılmış terlemiş ve sonunda dayanamıyarak:
‘-yapamayacağım.’ demiş.
daha sonra bir türk milletvekilini
aynı odaya almışlar.aynı soruyu sormuşlar:
‘-karınmı yoksa milletinmi?’.
millet vekili hiç düşünmeden:
‘-devletim’ demiş
‘-o zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.’
odadan önce bir silah sesi sonra bir cam sesi gelmiş.çıkınca sormuşlar:
‘-ne oldu.’
‘-sizin verdiğiniz silah kurusıkı çıktı bende karıyı camdan aşağı attım.
Bakan Karısı
Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi
vermek istedi :
-Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.
Karısı biraz düşündü sonra:
-Hangisinin?
Akıllı Eşek
Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş.
Yanındaki köylüye sormuş;
Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.
Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?
Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda
Demi Moore
Masal bu ya, Demirel ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla geçireceksin demişler. O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken ne görsün, karşıda Ecevit yanında Demi Moore’la beraber değil mi?. Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş. Şeytanda ‘ Eh ! ne yapalım senin cezan böyle, Ecevit’e gelince o da Demi Moore’ın cezası
Mantıklı Karar
Güneydoğu’da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla, düzmecesiyle, abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce hikayeden biri de şöyle rivayet edilir. Bir TV kanalında bir PKK itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: ‘Anlat bakalım, yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?’ İtirafçı başlar anlatmaya: ‘ Bir gece pekakalılar bizim köye gelmiştir. Duymuşuzdur. Birden kapı vurulmuştur: taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin, ekmek,su vereceksin, yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim, olmaz demişim, siz hayınsınız, anarşitsiniz, bölücüsünüz, size ekmek su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok… Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler, demişlerdir bize yardım edeceksin, ekmek, su… Demişim yok… Babayı da vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir… Bize yardım, yoksa karıyı vururuk, yok demişim, karı da gitmiştir. Sonra çocuklar….. Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece… Yine kapı çalmıştır… Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı, onlar! Demişlerdir ki bize yardım edeceksin, ekmek su vereceksen…Ben demişim, size yardım yok,siz hayınsınız… Bana demişler ki; yoksa seni vururuk…! Biraz düşünmüşüm, bana mantıklı gelmiştir, kabul etmişim… İşte böyledir….
Geçmiş Olsun
Atatürk, yurdumuzu ziyaret etmekte olan Yugoslav kralı Aleksandr ile İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda konuşurken konuk kral:
-Ekselans, biz Türkleri çok severiz. Sevgimiz o kadar çok ki, vaktiyle Birinci Cihan Harbi’nin sonunda Lloyd George Batı Anadolu’yu Yunanistan’a teklif etmeden evvel bize teklif etmişti. Fakat biz Yugoslavlar, Türkleri çok sevdiğimiz için Lloyd George’un bu önerisini kabul edip Anadolu seferine çıkmadık.
Atatürk, kralın bu sözlerine karşılık cevabı şu olur:
-Haşmetmeap, evvela bize karşı olan sevginize teşekkür ederiz. Sonra ise, büyük geçmiş olsun derim…
Uzun Hasan
Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Fatih Sultan Mehmed ile boy ölçüşmek istercesine İstanbul’a elçi gönderir. Elçi, hükümdarı adına vergi verilmesini, Pontus kralını tehditten vazgeçmesini diler.
Fatih:
-Peki, hükümdarınızın dediklerini yapmazsam ne olur?
Elçi:
-Üzerinize yürüyüp isteklerini zorla yaptıracak.
Fatih:
-Buralara kadar zahmet etmesin, nasıl olsa ben, baharda oralara geleceğim. Hükümdarınız beni karşılasın.
Ertesi yıl Otlukbeli Savaşı’nda Uzun Hasan’ın tacını başında parçalar…
Öldükten Sonra
Rusya’da torunu babaannesine sormuş. “Lenin nasıl biri?” Babaanne ” Çok iyi biriydi bize ekmek verdi” demiş. Torun “Peki Brejnew nasıl biriydi?” Babaanne “Çok kötüydü çok insan öldürdü ve bizi ekmeksiz bıraktı” Torun “Peki Yeltsin nasıl?” Babaanne ” Eee daha bilmiyoruz. Öldüğü zaman öğreniriz.”
-
Yeni
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Temmuz 2008 (902)
- Haziran 2008 (942)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS